InstagramFacebookYoutube

Hipokrat | İzledim – Tiyatro

Kriz anında vicdan olgusunun ne denli etkili olduğunu başarılı kurguyla ortaya koyan bir oyundu. Bazı bölümleri gereksiz bulsam da, genel oyun kurgusu iyiydi.

Kriz anında vicdan olgusunun ne denli etkili olduğunu başarılı kurguyla ortaya koyan bir oyundu. Bazı bölümleri gereksiz bulsam da, genel oyun kurgusu iyiydi.

Spoiler vermeden yazıyı tamamlayacağım:) Oyun Atölyesi’nde ilk kez konuk oyun izledim. Genellikle oyunları kendi tiyatrolarında izlemek daha iyi oluyor. Özel tiyatrolarda ev sahibi hissiyatı; dekora, oyuncuya, seyirciye yansıyor. Misafir olunca sanki, ev sahibi havasında sahne kucaklanamıyor gibi geliyor. Bu hissayat oyunların başında ve sonunda olur, Hipokrat’ta da gerçekleşti.

Oyun incelemesi okumadan gitmiştim, her zaman olduğu gibi. Bu oyun için çok daha iyi oldu. Oyun içerisinde önce tek bir hikaye olduğunu sanarak izlemeye devam ettim. Sonra kurgu ilerledikçe ve verilen farklı tarihleri özellikle oyuncular vurgulayınca zaman farkını kavradım. Görsel anlamda zaman farkı belli olmadığı için izleyicinin dikkatli bir biçimde tarih farkını duyması şart.

İki farklı hikayenin, iki farklı zamanda, iki farklı cinsiyetin ortak alanda aynı kavram üzerine kendilerini sorgulamaları hem kurgu hem de oyunuculuk kategorilerinde başarılıydı. İzleyici olarak neredeyse hiç sıkılmadığımı söyleyebilirim. Oyun süresi tam kararında tutulmuş. Son sahnedeki gereksiz uzatma da olmasa bence iyi bir final gerçekleşebilirdi.

Kurgu gereği bir adama, bir kadına odaklanıyoruz. Ben çoğu bölümde kurgunun su gibi aktığı bölümlerde akıştan kopmadan izleyebildim. Ancak oyun durağan bir seviyeye geldiğinde odaklanamamız gereken kişi değiştiğinde yine göz ucuyla aynı kişiye bakmaya devam ediyordum. Bazen oyunu kaçırmaya neden oldu.

Dekor afişe bakınca çok daha sade görünüyordu. Biraz daha tuvalet kağıdı kullanılarak sahnenin kurgulanmasını beklerdim. Tek dekor üzerinden kurgulanan sahnelerde ya ortantı kurmanız ya da kargaşa yaratmanız gerekir. İkisinden de biraz olunca görsel algı bozulmaya başlıyor.

Sesler de kurgu gibi yeterli ama biraz daha iyi olabilirdi.

Sadece vicdanın değil, aynı zamanda karşılıklı ilişkilerin, toplumsal yargıların, egonun ve ahlak kavramlarının ortak mekanda farklı cinsiyetlerin bakış açısıyla sorgulandığı bir oyundu. Kendinizi oyunun akışına bıraktığınızda sizi şaşırtacağı ve güldüreceği sahnelere şahit olacağınız kesin. En azından benim izlediğim salonda sürekli kahkaha atanlar da oldu, şaşırma refleksi gösterenler de.

Daha önce hakkında eleştiri okumadan, teaser izlemeden oyuna gitmiştim. Bazı oyunlar öncesi “İyiki eleştiri okumadan ya da teaser izlemeden oyuna gittim, etkilenebilirdim.” diyebiliyorum. Hipokrat öncesi kurguyu başarıyla anlatan Teaser izleseydim de beklentimin altında kalmazmış. Yazıyı yazarken izledim, gayet başarılıymış. İzlediklerimi hatırlattı.

Hakkında

Bilgi

Hipokrat yemini 7.maddede yer alan “VİCDAN” kelimesi, Dünya Tabipler Birliği tarafından yıllardır tartışma konusu edildiğinden bu maddeye ek yapılıp Ekim 2017’de güncellendi.
7.madde; mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma dair yemin ederim, der.
Onur?
Vicdan?
2019?
İstanbul?
Sayısalın göz bebeği, herkesin gözdesi iki ayrı doktorun iki ayrı hastanede, göz göre göre iki ayrı şüpheli ölüme sebebiyet verip kendileriyle göz göze gelmelerinin hikayesi bu. Kendilerini kapattıkları hiç kimsenin gözlerinin üzerlerinde olmadığını düşündükleri bu tuvalette bir vicdan muhasebesi içindeler.
Neşterleri kendilerine dönmüş, herkesin gözü onların üzerinde.Süre

Tek perde; 75 dak.Salon

Oyun Atölyesiİzlediğim Tarih:

13.11.2019 – 20:30

Oynayanlar

Canan Ergüder

Kenan EceYapım:

TOYYazan:

Erdi IşıkYöneten:

Kayhan BerkinDekor Tasarımı:

Gökhan KodalakYardımcı Yönetmen:

Gözde KamarFotoğraflar:

Deniz AksekiAfiş Tasarımı:

Galip AksularTeaser:

Gizem KızılGenel Koordinatör:

Dilek Tora

Buradan detaylı bilgi alabilir, teaser linkine ulaşabilirsiniz.

Leave a Comment